Başka bir Türkiye mümkün

  • 25 Şubat, 2017
  • Yorum yapılmamış
  • Yazar: Özlem Gürses

Türkiye büyük bir değişimin eşiğinde.
Her ne kadar bunu bir süredir sanki ‘uçurum başında asılı kalmış’ gibi yaşıyorsak da, aslında memlekette harika gelişmeler oluyor. Gerçekten.
Özellikle son 5-6 yıldır kendimi ve zihnimi genç tutmak için neredeyse bir üniversite öğrencisi gibi yaşıyorum.
Çok seyahat ediyorum, sürekli yeni şarkılar dinliyorum, farklı ilgi alanlarım var, teknolojiyi her boyutuyla öğrenmeye çalışıyorum ve hep gençlerle sohbet ediyorum.

shutterstock_409671718

Gördüklerimin, sohbet ettiklerimin, öğrendiklerimin hepsi aynı hissi veriyor bana: “Bu böyle gitmez hayatım, merak etme; bu ülkenin yeni neslini bu kadroların yönetme ihtimali yok!”
Vallahi yok.
Etrafınıza bir bakın; dünyanın her köşesinden her saniye bilgisi olan bu yeni nesil dünyanın en eski ve paslı siyasi numaralarıyla yönetilebilir mi?
Trump, aldığı oya rağmen Amerika’yı kafasına göre yönetebiliyor mu? Sokaklar sabah akşam onu protesto eden göstericilerle dolu; iş ve hukuk dünyası ayakta.
Bu, sürdürülebilir bir durum mu? Değil.
Türkiye’de de son yıllarda yaşadıklarımız sürmez, süremez.
Ankara’nın da, ülkenin de darboğazının nedeni, toplumun ‘siyaset’ denilen fikirler bütününden çok çok daha ileride olması.
Ankara’daki bütün siyasi partiler büyük bir tıkanma yaşıyor.
CHP yeni bir sol üretemedi, HDP zaten işleri içinden çıkılmaz hale getirdi, AKP din suistimali kotasını doldurdu, MHP ise aslında hiç olmadı ki!
En ufak bir şüphem yok ki yeni çağın gençleri bambaşka bir ‘bir arada yaşama kültürü’ yaratacak. Şimdiden yarattı bile!
Yok türbanlıymış, yok başı açıkmış, gençlerin umurunda değil. Yakın tarihten gelen bu siyasi tartışmayı anlamıyorlar bile. Ne büyük özgürlük düşünsenize!
İçinizi ferah tutun; buraya yazıyorum: “Her şey çok güzel olacak.”

Impact Hub, yani ‘Etki Merkezi’

Perşembe günü, Oy ve Ötesi kurucularıyla bir video-röportaj yapmak üzere yola çıktım.
‘Impact Hub’ (Etki Merkezi) isimli bir mekanda buluşacaktık, Seyrantepe Oto Sanayii Mahallesi’nde.
Ben bir pastane filan sanıyordum ama gittiğimde ‘toplumsal bir fayda yaratmak için bir araya gelmiş insanların çalıştığı harika bir merkez’le karşılaştım!
Egzozcuların, mermer kesme atölyelerinin ve rot balansçıların arasında kırk yıl düşünsem böyle bir yer hayal edemezdim.
Peki nedir bu ‘Impact Hub’? Kurucularından Semih Boyacı anlatıyor: “Impact Hub, bundan 10 sene önce Londra’da kurulmuş küresel bir ağ. Kurucusu Jonathan, Bosna’nın Mostar şehrinde genç bir kadınla tanışıyor. Neredeyse tüm ailesini savaşta kaybetmiş olan genç kadın bir fırını barış merkezine çeviriyor. Bu merkez, soykırım sonrası dönemde BM diplomatlarını, aktivistleri, Sırpları ve Hırvatları barışı yeniden tesis etmek amacıyla bir araya getiriyor.
Bu sayede, savaş sonrası süreçte kritik olan empati ve diyaloğun gelişebileceği, cesur kararların alınabileceği bir ortam sağlanmış oluyor. Bu hikayeyi yaşayan Jonathan, sosyal etki odaklı çalışan insanları, benimseyecekleri ortak bir mekanda buluşturma fikrinin gücüne kapılıyor ve Impact Hub’ı 2005 yılında Londra’da kuruyor. Oldukça kısa zaman içerisinde Jonathan’ın cesareti ve tutkusu diğer ülkelerden insanlara da sıçrıyor. Bugün Impact Hub hızlı bir büyümeyle 70 merkezi olan küresel bir hareket.”
Görüyorsunuz işte, iyiler bir biçimde bir araya geliyor. Ve sosyal bir etki, bir fark yaratmak için illa siyaset yapmak gerekmiyor.
Siyasetin tükendiği her yerde yeni fikirler doğuyor!
Impact Hub’ın Türkiye’de neler yaptığını ise yakında röportajımda okuyacaksınız.

Blogger’lar dünyasına giriş yaptım!

Kahve hasadına gittiğimiz Meksika’da gazeteciden çok ‘blogger ve vlogger’ vardı.
Blogger, yani yaşam deneyimlerini düzenli olarak yazan ve paylaşan kişi. (Her alanda olabilir, bizde en çok moda ve yeme içme konuları seviliyor ama siyaset, sağlık, teknoloji yazanlar da var.)
Vlogger ise aynısının videolarla anlatılmış hali!
Ben, IG’de takip edip bayıldığım ilk üç listemi şimdilik şöyle yapayım:
@çizenbayan / Elif Tanverdi: Mimar, fotoğrafçı, tam bir dünya insanı
@sezgiolgaç / Sezgi Olgaç: Reklam yazarı, müzisyen, öykücü
@onurollstyle / Onur Erol: Aşk Cafe’de şef ve işletmeci, bir hayatta kalma hikayesi, cesur, farklı

Canım Kızım;

Hayalleri olan küçük kızlar, vizyonu olan kadınlara dönüşürler…

Kategoriler

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir