Mustafa Koç bir sembol

  • 31 Ocak, 2016
  • Yorum yapılmamış
  • Yazar: Özlem Gürses

Türkiye’nin Mustafa Koç’a vedasını siz de şaşkınlıkla izlemiyor musunuz?
Tabii ki çok sevilen, iş dünyasının en cesur, en hayat dolu isimlerinden biriydi.
Vedası da ne yazık ki olağanüstü yürek burkan, trajik bir biçimde gerçekleşti.
Yine de Türkiye’de bugüne dek görülmemiş bir şey yaşanıyor. Bir “zengin”i herkes büyük bir sevgiyle uğurluyor…
Cenazesi doldu taştı, evinin, işyerinin önünde insanlar günlerdir kuyruk oluyor, atkılar, bayraklar, dualar, sosyal medyada yapılan paylaşımlar.
Bunu sadece memlekete büyük katkı yapmış, çok sevilen bir burjuvanın acı kaybı olarak açıklamak mümkün mü ?
Sosyal bilimciler ne der bilmiyorum, ama bence bu veda bir sembol.
Giderek evlere kapanan, hatta kendi tek kişilik dünyasında huzur arayan, siyasetin artık eli boğazımızda bizi soluksuz bırakan karanlık dilinden yılmış kesimlerin kendini ortaya koyma hali.
İnsanlar bu korku imparatorluğunda kendilerini ifade edecek hiçbir fırsat bulamıyor artık.
Meclisten geçen korkunç İç Güvenlik Yasası’yla sokaklar bomboş, eylemler, protestolar tarih oldu ! Kimsenin dışarı çıkıp “bu da olmaz ki, buna karşıyız” diyecek enerjisi de cesareti de kalmadı.
Sosyal medya tam rezillik ! İki satır mizaha bile tahammülü yok trollerin.
Ana akım medya acınacak halde. Manşetler ısmarlama, köşe yazıları sipariş. Kimileri de “çiçek böcek” yazarak çalıyı nasıl dolanmadan aşarız derdinde.
İş dünyası ise bitik. Kapıda maliyeciler, yerli yersiz dosyalar. Biat etme de bak neler geliyor başına !
Bu veda, çok hazin de olsa, seslerini duyurma alanı oldu bu insanlara.
Gezi’de otelinin kapılarını açan,
Türkiye’nin modernizm macerasını destekleyen bir işadamının kimliğinde insanlar ifade buldular.
Diyeceksiniz ki “buldular da ne oldu?”
Bugün hiçbir şey değişmedi belki. Ama Türkiye’nin AKP’li yıllar dönemi yazılırken Mustafa Koç ve vefatı bir kilometre taşı olarak o tarih belgesinde yerini alacak.
Bir kez daha, Allah rahmet eylesin.

Makedonya Mavrovo Dağı’nda sömestr

Biz çalışan annelerin en büyük krizlerinden biridir: Sömestr !
Ne yapılacak, bu çocuklar nereye götürülecek, en hesaplı, en verimli tatil seçenekleri nereler… ?
Uzay ( 13 yaşındaki oğlum ) küçüklüğünden beri kayak yapıyor. Hiç kaymamış bir anne olarak ben başlattım, şimdi de mecbur dağlarda geziyorum onun peşinden. Bu yıl aniden gelen bir davet ve bir dostluk çağrısı ile kendimizi Makedonya Mavrovo Dağı’nda bulduk.
5 gün geçirdik, hafta sonu döndük. Çok memnun kaldığımı söylemeliyim.
Ha, eğer şömine başı şampanyalar, aromalı masajlar, her gece kayak partileri filan arıyorsanız, size göre değil.
Ama gerçek bir dağda, kayak oteline benzeyen, yemekleri harika, son derece rahat ve temiz odalarda kalmak yeterliyse ilk uçağa atlayın !
Pistler ve kar harika. Her yer yürüme mesafesinde, ekipmanları çok uygun
rakamlara kiralayabilirsiniz. Dağda
Makedonya Kayak Milli Takımı’ndan oluşan bir öğretmen kadrosu var.
Gerçekten hem çok iyiler hem de çok güvenilir. Saatlik ücretleri Uludağ’da bir kahveye ödeyeceğiniz rakamlar!
Mavrovo Köyü, akşamları yürüyüş yapıp çevreyi gezebileceğiniz de bir yer. Çok güzel bir gölün kenarında.
Hatta gitmişken Dünya Mirası listesindeki Ohri kentini ve Atatürk’ün okuduğu Manastır’ı da görün. Oteller hakkında daha fazla bilgi internette mevcut, kayak takımının telefonlarını ise benden öğrenebilirsiniz !
İzinlerini aldım, bana eposta yazan herkese göndereceğim
[email protected]
Ha gayret anneler, birinci hafta bitti, kaldı bir hafta. Herkese mutlu sömestrler!

Kadın hareketinden harika haberlerim var

Türkiye’den değil, dünyadan !
Biz memlekette hâlâ “akşam sokağa çıkan kızlara tecavüz etmek uygun
mudur?” gibi bir rezil cümleyi konuşurken, dünyada kadın hareketi her alanı
etkilemeye devam ediyor.
İnanmayacaksınız ama Kanada Parlamentosu Milli Marşlarındaki bir cümleyi feminist hareketin talebi üzerine değiştirmek için görüşme açtı !
Kadınların açık ara en bayıldığı Başbakan olan Justin Trudeau’dan da bu beklenirdi zaten, “ben de bir feministim” demişti.
Bu cümle bizdeki gibi lafta kalmıyor oralarda, hayata geçiyor.
Öneriyi getiren Trudeau’nun partisinden seçilen bir kadın milletvekili.
Mauril Belanger, Kanada Milli Marşı’nın üçüncü dizesindeki “O Kanada, senin gerçek sevgin uğruna bütün oğulların emrindedir…” ifadesinin “hepimiz emrindeyiz…” yönünde değişmesini içeren bir taslak hazırladı ve parlamentoya sundu.
Muhafazakarlar “Kanada Ordusu erkeklerden oluşur” teziyle değişikliğe karşı.
Ancak Belanger “iyi de, bir ülkeyi sadece erkek askerler yükseltmez ki, bugünün Kanada’sında büyük katkısı olan, emek veren kadınların da onurlandırılması gerek.” diyor. Haksız mı ?

İkinci haberim de oyuncak dünyasından. Kadınların “neredeyse gerçek dışı bir imgeye” dönüştürüldüğü Barbie’ler değişiyor !
Mattel şirketi, milyonlarca kız çocuğunun yıllardır oynadığı bebek koleksiyonuna “kısa boylu, çok uzun boylu, daha tombul ve daha kıvrımlı” modeller ekleyeceğini açıkladı. Bebeklerin ırk özellikleri de çoğalacak, yeni ten renkleri, saç tipleri olacak.
Sebebi çok daha heyecan verici : 57 yıl önce tasarlanan ve uzun süre satış rekorları kıran Barbie bebeklerin satışları 2012 yılından beri büyük düşüş yaşadı !
Kadınlar artık kızlarına bu “plastik imgeyi” satın almıyor ve kızlar bebek oynamak istemiyor.
E, o zaman haydi hep beraber : Yaşasın kadınların kararlılığı, yaşasın kadın hareketinin iradesi !

‘Ağırlaştırılmış müebbet’

Biliyorsunuz, savcı, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için korkunç bir iddianame yazdı! Bu haftadan itibaren her pazar köşemde Can Dündar ve Erdem Gül’ün iki tweet’ini sürekli yayınlayacağım.

Biri Can’ın 26 Kasım 2015 günü yazdığı “Tutuklandık” cümlesi.

Diğeri de Erdem Gül’ün 27 Ocak 2016 günü yazdığı “Savcı, Erdem Gül ve Can Dündar’a 4 kez müebbet istedi artı 30 yıl” cümlesi.

Bu iki tweet Türkiye’de gazetecilik
tarihinin ve adaletin çöktüğünün birer utanç belgesi olarak kalacak.

BAK KIZIM

Koşullar her zaman imkansız olacak ! Sen ne yapmak istiyorsan şimdi yap.

Kategoriler

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir